Bağırsaklar psikolojinin merkezidir
Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını vermeye devam ediyor.
Çoruhlu, SÖZCÜ TV’de Simge Fıstıkoğlu’nun konuyla ilgili sorularını yanıtlıyor…Sadece daha uzun değil, daha keyifli, daha kaliteli yaşamanın ve yaşlanmayı frenlemenin mümkün olduğunu anlatan Çoruhlu, bu kez longevity eşliğinde beyin ve bağırsak arasındaki görünmeyen bağı mercek altına aldı.
İşte açıklamaları: Beyni de etkiler cildi de Beyin ve bağırsağımız, aralarında bir ilişki olduğunu reddedemeyeceğimiz iki organımız.
Özellikle bağırsağa dair bir şikayeti olmayan insan yok gibi.
Beyinle bağırsağın bağlantısı bilimsel olarak ispatlandı, koyduk bir kenara.
Hazımsızlık, gaz, sindirim sorunları yaşandığında resmin tamamına bakmak gerekiyor.
Yani bağırsakta bir şey başladıysa onun devamı ciltte gelir, beyni de etkiler.
Yani böyle merkezden her tarafa giden konu var… NÖRAL BAĞLANTI İKİ YOLLU Beyin-bağırsak hikayesinde bir nöral bağlantı var ve bu iki yollu.
Yani beyin bağırsağı etkiliyor, bağırsak beyni etkiliyor; onlar birbirleriyle sürekli alaka içindeler.
Bakterileri mutlu etmenin en etkili yolu Majör olarak dışkıyı katılaştırmak, elektrolitleri ve suyu geri emmek kalın bağırsağın işi.
Bunların olduğu yer aslında kalın bağırsak; o 1.5 metrenin ortaları.
Çünkü o işte biz yedik de sindirdik artıklar kaldı ya; artıkların bazılarını zaten biz sindiremiyoruz, elmanın kabuğunu sindiremiyoruz ya; bütün bu mikrobiyom, orada.
Kalın bağırsak diyor ki onlara “ya ben şunları sindiremedim, bunlardan da siz yiyin” diye ve onlar da onunla besleniyor.
Beslenmelerinin teşekkürü olarak da bizim için bir şey üretiyorlar.
Bakterilerin bize hediyesi Bütirat Kolon diyoruz; son 1.5 metreden bahsediyoruz.
O kokoreç gibi gördüğümüz şeyin hücreciklerinin adı kolonosittir.
Bunlar hayatta kalmak için enerji üretecekler ya ATP; bunların % 70 enerji kaynağı glikoz falan değil, bütirik asit diye bir molekül.
Nedir bu? 1.5 metredeki bakteriler eskiden çok sebze-meyve lifli ürünler yerken biz sindiremiyorduk onlar sindiriyordu ve bize bütirat veriyordu.
Bütiratı sen -yani sen lifli yedin yemedin, bakterin var yok, o işler uzun- “ben sana yapılmışını veriyorum hazırını” diye bütiratı biz artık oral olarak alabiliyoruz ve gidiyor oradaki dediğim o kokoreçin içi gibi hücreciklere ATP üreterek veriyor.
Sondan başlamak lazım Günlük hayatta artık fazla lif yenmiyor; yukarısı bozuksa veya orası zaten bozuksa bu lifler gaz yapıyor.