Burdur'un Saklı Cenneti: Sadece Bilim İnsanları Girebiliyor
Gündem

Burdur'un Saklı Cenneti: Sadece Bilim İnsanları Girebiliyor

3

Türkiye'nin biyolojik çeşitlilik haritasında özel bir yere sahip olan Burdur'daki Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı, yaklaşık dört on yıldır insan müdahalesinden uzak tutularak titizlikle korunuyor. 1987 yılından beri faaliyet gösteren bu eşsiz bölge, Anadolu Sığla Ağacı (Liquidambar orientalis) gibi nadir bitki türlerine ev sahipliği yapmasıyla öne çıkıyor. Özellikle bahar aylarında yemyeşil dokusuyla ziyaretçilerini büyüleyen orman, kendine has yapısıyla adeta saklı bir cenneti andırıyor.

Burdur, Isparta ve Antalya illerinin kesişim noktasında konumlanan bu koruma alanı, Aksu Deresi ve Karacaören I Baraj Gölü'nün çevresinde geniş bir alana yayılıyor. Yaklaşık 83,82 hektarlık bu değerli coğrafya, büyük ölçüde sıkı koruma statüsü altında bulunuyor. Ormanın en dikkat çekici özelliği ise, genel halk erişimine kapalı olması ve sadece önceden belirlenmiş, özel izinlere sahip bilimsel araştırma ekiplerinin alana giriş yapabilmesidir. Bölgede görevli ekipler, 7 gün 24 saat esasıyla alanda denetimlerini sürdürerek ekosistemin bozulmadan devamlılığını sağlıyor.

Dünya üzerinde oldukça sınırlı coğrafyalarda doğal olarak yetişen sığla ağaçları, Türkiye'de özellikle Muğla ve Burdur civarında yoğunlaşmış durumda. Geçmişte kozmetik ve parfüm endüstrisinde değerli bir ham madde olarak kullanılan sığla yağı üretimi, günümüzde büyük ölçüde durmuş vaziyette. Bu durum, sığla ağacının ekonomik değerinden ziyade ekolojik ve biyolojik önemini ön plana çıkararak, korunmasını daha da kritik hale getiriyor. Bu özel orman, nesli tehlike altındaki türlerin barınağı olarak ekolojik denge açısından hayati bir rol üstleniyor.

Koruma altına alınan bu alan, bilim dünyası için paha biçilmez bir laboratuvar niteliği taşıyor. Uzmanlar, bu eşsiz ekosistemi inceleyerek bölgenin florası, faunası ve iklimle olan ilişkisi hakkında değerli bilgiler topluyor. Sadece bilimsel çalışmalara açık olması, ormanın bozulmamış yapısını koruma altına alırken, aynı zamanda gelecekteki nesillere aktarılacak doğal mirasın güvencesini oluşturuyor. Bu nadir orman, Türkiye'nin biyolojik zenginliğinin somut bir kanıtı olarak korunmaya devam edecek.

Paylaş

İlgili Haberler