Elazığ'da Tartışmalı İhale: 581 Bin TL'lik İş 2.6 Milyon TL'ye Yapıldı
Elazığ'da gerçekleştirilen bir yıkım ve enkaz kaldırma ihalesi, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Yaklaşık maliyeti 581 bin 777 Türk Lirası olarak belirlenen ihale, pazarlık usulüyle tam 2 milyon 630 bin Türk Lirası'na bir firmaya teklif edildi. İhalenin 30 günlük bir iş süresi için bu denli yüksek bir bedelle sonuçlanması, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Elazığ Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü tarafından Maden Cami Kebir rezerv alanı içerisinde yer alan ve hem bölgedeki yapılaşma planları gereği hem de 24 Ocak 2020 tarihinde yaşanan yıkıcı depremde ağır hasar aldığı tespit edilen 71 konutun ve 17 hasarlı konutun yıkılarak enkazının kaldırılması amacıyla bu ihale düzenlendi. İhale sürecinde yalnızca iki firmanın davet edilmesi ve pazarlık usulünün tercih edilmesi, şeffaflık ve rekabet ilkeleri açısından eleştirilere neden oldu. İhalenin BLT Yıkım Hafriyat şirketine verilmesiyle birlikte, yaklaşık maliyet ile gerçekleşen ihale bedeli arasındaki fahiş fark kamuoyunda tepkilere yol açtı.
Bu durum, son dönemde artan kamu ihalelerindeki fiyat şişirme iddialarını ve kamu zararının oluştuğu yönündeki endişeleri yeniden alevlendirdi. Özellikle muhalefet partileri, daha önce bazı Cumhuriyet Halk Partili belediyeler hakkında başlatılan ihale soruşturmalarına atıfta bulunarak, benzer usulsüzlüklerin diğer kamu kurumlarında da yaşandığını ve bu konuda yeterli denetim ve yaptırımın uygulanmadığını savunuyor. Bu tür durumlar, kamuoyunda 'çifte standart' uygulandığı yönündeki algıyı güçlendiriyor.
Söz konusu ihalede, işin 30 gün gibi kısa bir sürede tamamlanacak olması ve buna karşılık gelen ödemenin yaklaşık maliyetin neredeyse dört katı olması, akılcı bir maliyetlendirme ve ihale süreci yürütülüp yürütülmediği konusundaki tartışmaları daha da derinleştiriyor. Uzmanlar, bu tür yüksek bedelli ihalelerin daha geniş katılımlı ve açık ihale usulleriyle gerçekleştirilmesi gerektiğini, böylece hem kamu kaynaklarının daha verimli kullanılacağını hem de yolsuzluk iddialarının önüne geçileceğini belirtiyor. Kamuoyunun bu konudaki hassasiyeti ve şeffaflık talebi giderek artıyor.