Esnafın Sesleri: Kriz 1994 ve 2001'den Daha Ağır
Ekonomik dalgalanmaların ve artan maliyetlerin esnaf üzerindeki yıkıcı etkileri gün yüzüne çıkıyor. Elazığ'da faaliyet gösteren esnaflar, mevcut ekonomik şartların hem kendilerini hem de vatandaşları ciddi bir çıkmaza sürüklediğini dile getiriyor. Özellikle artan gider kalemleri, düşen satın alma gücü ve buna karşılık gelen sabit veya azalan ciro, esnafın belini bükmüş durumda. Bir esnaf olan Mehmet Kılıç, dolar kurunun 7 liradan 45 liraya yükseldiği bir süreçte, cirosunun aynı kaldığını ancak elde ettiği kar marjının eridiğini belirterek, geçmiş krizlerle kıyaslandığında mevcut durumun çok daha vahim olduğunu vurguladı. Kılıç, 'O dönemlerde elde ettiğim ciro ile bir miktar birikim yapabilirken, şimdi aynı ciroyu yapsam da elimde hiçbir şey kalmıyor. İnsanların alım gücü kalmadı. Asgari ücretle çalışan bir vatandaş, temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanırken, giyim gibi ek harcamalara para ayırması imkansız hale geldi' şeklinde konuştu.
Gider kalemlerindeki fahiş artışlar, esnafın en büyük sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Kira artışları, özellikle küçük esnaf için kaldırılması güç bir yük oluşturuyor. Mehmet Kılıç, vakıf arazileri üzerindeki iş yerlerinin kiralarındaki astronomik zamlara dikkat çekerek, devletin destek olması gereken kurumların bile esnafın sırtından geçinmeye çalıştığını iddia etti. Kılıç, 'Geçen yıl kiralarımız yüzde 65 artırıldı, bu sene de aynı oranla zam yapıldı. Vakıf kiralarında ise yüzde 230'a varan zamlar görüldü, sonrasında yüzde 130'a çekildi. Devlet, halkına destek olmalı. Fakir fukaranın elinden almak yerine, onlara yardımcı olmalı. Küçük esnafın sırtından geçinmek kabul edilemez. Bu kadar milletvekili varken, neden esnafın sorunlarına çözüm bulunamıyor?' diyerek tepkisini dile getirdi. Bu durum, esnafın hem ticari faaliyetlerini sürdürmesini zorlaştırıyor hem de genel ekonomik istikrarsızlığın derinleşmesine neden oluyor.
Yaşanan ekonomik sıkıntıların boyutunu gözler önüne seren Mehmet Kılıç, mevcut krizin 1994 ve 2001 yıllarındaki ekonomik çalkantılardan bile daha ağır olduğunu ifade etti. Kılıç, 'O dönemlerde de krizler yaşandı ancak en azından piyasada bir hareketlilik, bir iş yapma imkanı vardı. Şu an ise hem kriz var hem de iş yok. İstanbul'dan yeni geldiğini ve birçok esnafın kepenk indirdiğini duyduğunu' aktardı. Hatta, borçlarını ödeyemeyen bir esnaf komşusunun çareyi intiharda bulduğunu söylemesi, krizin ulaştığı trajik boyutu gözler önüne serdi. Kılıç, devletin vergi politikalarına da eleştirilerde bulunarak, 'Vergi alacaksın ama önce kazandıracaksın. Esnaf kazanmalı ki vergisini verebilsin. Devletin de insanlara para vererek iş yapmasını sağlaması gerekiyor. Vergi olmadan devlet ayakta durmaz ama kazanmadan vergi vermek de mümkün değil' dedi. Bu sözler, esnafın mevcut ekonomik sistemdeki beklentilerini ve içinde bulunduğu çaresizliği özetliyor.
Emeklilik maaşlarının yetersizliği de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. 30 yıl prim ödemesine rağmen sadece 20 bin lira emekli maaşı aldığını belirten Kılıç, bu maaşla geçinmenin imkansız olduğunu söyledi. Yıllarca biriktirilen paraların, işlerin kötü gittiği bu dönemde harcanmak zorunda kaldığını, borçlanma yoluna gidildiğini veya birikimlerin tüketildiğini anlattı. Geçen sene kira ödemek için 22 gram altını bozdurduğunu, bir yıl sonra aynı miktarda altını bile alamayacak durumda olduğunu belirten Kılıç, borcunun hala durduğunu ve şartların ne kadar hazin olduğunu vurguladı. Benzer şekilde, esnaf Fethi Polat da kredi kartı komisyonlarının yüksekliği ve düşük kar marjları nedeniyle işlerinin çok zorlaştığını, vatandaşın alım gücünün kalmadığını ve esnafın 'hazırdan yediğini' dile getirdi. Polat, 'Bu yaşıma kadar böyle bir durum görmedim. Orta gelirli sınıf kalmadı, sadece zengin ve fakir var. Biz de artık fakir sınıfına düştük. Günlük yevmiyemizi bile çıkaramıyoruz' şeklinde konuştu. POS cihazlarından alınan yüksek komisyon oranları (%3,99'a varan) ve 5-10 lira karla yapılan satışlar, esnafın hayatta kalma mücadelesini daha da ağırlaştırıyor.