Grönland Buzulu Hızla Eriyor: 13 Yılda Victoria Gölü Kadar Su Kaybı
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) tarafından yürütülen uydu gözlemlerine dayanan yeni bir bilimsel araştırma, Grönland buz örtüsündeki erimenin endişe verici boyutlara ulaştığını gözler önüne serdi. 2010 ile 2023 yılları arasındaki 13 yıllık süreci kapsayan analizler, bu devasa buz kütlesinden toplamda 2.347 kilometreküp buzun yok olduğunu ortaya koydu. Bu miktar, dünya üzerindeki en büyük tatlı su rezervlerinden biri olarak kabul edilen Victoria Gölü'nün toplam su hacmine denk geliyor.
Araştırmacılar, buz örtüsünün incelme oranlarının bazı bölgelerde kritik seviyelere ulaştığını rapor etti. Özellikle Grönland'ın batısındaki Sermeq Kujalleq buzulunda 67 metreye, kuzeydoğusundaki Zachariae Isstrøm buzulunda ise tam 75 metrelik dikey buz kaybı tespit edildi. Genel olarak, incelenen 13 yıllık dönemde buz örtüsünün ortalama kalınlığında 1,2 metrelik bir azalma gözlemlenirken, yaz aylarında erimenin yağıştan daha baskın olduğu bölgelerde bu incelme ortalama 6,4 metreye kadar çıktı.
Bu ciddi buz kaybı, küresel deniz seviyelerinin yükselmesinde en önemli ikinci etken olarak görülüyor. Isınan okyanus sularının genleşmesiyle birlikte, eriyen buzullardan kaynaklanan suyun deniz seviyelerine etkisi giderek artıyor. NASA'nın sağladığı verilere göre, Grönland her yıl ortalama 283 milyar metrik ton (gigaton) buz kaybediyor. Bu durum, dünya genelindeki kıyı şeritleri ve ada ülkeleri için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Çalışmada, Avrupa Uzay Ajansı'nın buzun altına nüfuz edebilen CryoSat radar uydusu ile NASA'nın yüzey ölçümlerini hassas bir şekilde yapan ICESat-2 lazer uydusunun verileri birleştirildi. İngiltere'deki Kutup Gözlem ve Modelleme Merkezi (CPOM) tarafından yürütülen ve saygın bilim dergisi Geophysical Research Letters'ta yayımlanan bu araştırma, iki farklı uydunun tamamlayıcı verilerinin bir araya getirilmesinin, deniz seviyesi değişimleri, okyanus akıntıları ve küresel iklim modelleri üzerindeki etkilerin anlaşılmasına yönelik politika yapıcılar ve bilim insanları için yüksek doğruluklu kanıtlar sunduğunu vurguluyor.