Neden vücut saatimize göre yaşamalıyız?
Vücudumuzun biyolojik saatine yani iç mekanizmasındaki bazı rutinlerine uygun yaşamak hem enerjimizi artırır hem de sağlığımızı korur.
Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını vermeye devam ediyor.
Çoruhlu, SÖZCÜ TV’de Simge Fıstıkoğlu’nun konuyla ilgili sorularını şöyle yanıtladı: Vücut vardiyalı çalışır Gündüz ışığının çalıştırdığı vardiya hareket, düşünme, karar verme, sindirme, bağırsak çalışması falan iken gece ışığın azalmasının karar verdiği mesai çalışanları rejenerasyon, detoks, lenf drenaj, gevşeme gibi ikiye bölünmüş oluyor.
En basitçe, normalde ben işte karaciğerim, pankreasım, midem, bağırsağım gece onun mesaisinde, vardiyasında rejenere olmak varsa, kendini detoks etmek varsa —örneğin midede mide asidini azaltıp midenin zeminini korumak varsa, pankreasta dinlenmek varsa— aslında biz gece yediğimizde o sistemi bozuyoruz, bloke ediyoruz.
Karanlık ve ışık döngüsü bir anahtar Şimdi uykuyu da sirkadiyene bağlayacaksak şöyle dememiz lazım.
Yazın ışık çok, çok yemek yiyorlar depolarını dolduruyorlar.
Soğuğu algılıyorlar, ışığın azlığını algılıyorlar, bir köşeye gidip hibernasyonda yani donma gibi bir askı hayat şeklinde üç ay kalabiliyorlar.
Bizim de böyle şeylerimiz var, bunun küçüğü uyku işte… Gece kortizolü artırmamak lazım Vücudun karanlığa verdiği hormon sinyalleriyle ışığa verdiği hormon sinyalleri çok farklı.
Normalde gece karanlıkta cep telefonuna bakmasak, parlak ışığa yani öğleden sonra üçten dörtten sonra ışık kırılacak ya; vücut aslında o sırada özellikle dörtten sonra kendisi kortizolü azaltacak minik minik melatonin çıkarmaya başlayacak.
Önce kortizol kaybolacak, saat 8-9 melatonin yükselecek.
Melatonin o kadar nazik ki ışık olunca yükselmiyor.
Kortizol de gece artarsa şeker yapar, insülin rezistansı yapar.
İnsan uykusunu ve diğer vücut fonksiyonlarını kontrol eden 24 saatlik ritim anlamına gelir.Sirkadiyen “sirka” 24 saat demektir, “diyen” etrafında.Sirkadiyen hani bir daire gibi günü anlatıyor.
Tam olarak 24 saat… Yani sabah gözünü açtığın andan ertesi sabah aynı saatte gözünü açtığın ana kadar geçen 24 saat senin kararların, davranışların, hareketlerin başka türlü de olsa aşağıda bir iç ayarlamayla devam ediyor.
Bahsettiğim binlerce yıllık dışarıyla uyumluluk, çevreyle uyumluluk…Bu Nobelle ispatlandı ki; bizim her hücremizde sirkadiyen reseptörler var.Reseptör deyince hep bir hücrede duran ve bir şeyin onu dürtmesini bekleyen, dolayısıyla bir işe kalkışacak noktadan bahsediyoruz.
Sirkadyen reseptörleri ışıkla hareketlenir Doğada ışığın zamanı, geliş açısı, mevsimi, sıcaklığı...
İşte o gelişim sırasında önce bir sirkadiyen iç saat merkezimiz oluşuyor ve o merkez bu datayı aldığında mikro mikro zaman içerisinde GPS ayarı gibi bütün hücrelere söylüyor.
Söylerken sirkadiyen reseptörleri kullanıyor.Gözün ışığı görmesiyle o reseptörün birbiriyle haberleşmesi GPS ayarı demek.
Sadece görme reseptörleri yok, ışığa ait reseptörler var.
Gözler eğer 24 saatlik zamanda mevsimi, günü, saati bilirse vücuda anında bu bilgiyi verdiğinde hücreler bugün ne yapacağım, bu saatte ne yapmalıyım, bu saatte hangi fonksiyonum önemli düğmesine basmış olur.