Norveç'te Bin Yıllık Altın Yüzük Orta Çağ İnançlarını Yeniden Şekillendiriyor
Norveç'in tarihi şehri Tonsberg'de, altyapı çalışmaları sırasında tesadüfen gün yüzüne çıkan bin yıllık bir altın yüzük, Orta Çağ insanının inanışları ve sosyal yapısı hakkında ezber bozan bulgular ortaya koydu. Erken Orta Çağ dönemine ait olduğu belirlenen ve üzerinde mavi renkli cam görünümlü bir taş bulunan bu nadide eser, kentin tarihi drenaj sistemindeki kazı çalışmaları sırasında yaklaşık 8 santimetre derinlikte bulundu. Norveç Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü (NIKU) yetkilileri, bu keşfin, son 15 yılda bölgede bulunan ilk altın yüzük olması sebebiyle ayrı bir önem taşıdığını belirtti.
Oslo Üniversitesi Kültür Tarihi Müzesi'nden Profesör Marianne Vedeler, yüzükte kullanılan ileri düzey işçilik tekniklerine dikkat çekti. Eserin, bükülmüş altın tellerle zarif desenlerin oluşturulduğu telkari (filigran) sanatı ile küçük altın küreciklerin yüzeye titizlikle yerleştirildiği granülasyon tekniğinin birleşimiyle yapıldığı anlaşıldı. Bu karmaşık işçilik tarzının, Bizans İmparatorluğu aracılığıyla Karolenj altın işçiliği geleneğiyle Norveç'e ulaştığı düşünülüyor. Benzer tekniklerle üretilmiş eserlerin, İngiltere'de 9. ve 10. yüzyıllara, Danimarka'da ise 11. yüzyıla tarihlendiği bilgisi de uzmanlar tarafından paylaşıldı.
Yüzüğün ortasında yer alan koyu mavi oval taşın, ilk incelemelerde değerli bir safir olduğu düşünülse de, yapılan detaylı analizler sonucunda bunun gerçek bir safir olmadığı, dönemin zanaatkarları tarafından değerli taşları taklit etmek amacıyla özel olarak üretilmiş renkli bir Orta Çağ camı olduğu anlaşıldı. O dönemde mavi safirin, taşıyan kişiyi ilahi güçlerden koruduğuna, şifa getirdiğine ve kişinin masumiyetini/iffetini muhafaza ettiğine inanılıyordu. Bu camın kullanılması, dönemin sosyo-ekonomik koşulları ve sembolik inanışlara dair ilginç ipuçları barındırıyor.
Yüzüğün hangi döneme ait olduğunu belirlemek için, bulunduğu katmanın hemen üzerinde yer alan bir ladin dalı üzerinde karbon testleri yapıldı. Bu testler sonucunda dalın 1167 ile 1269 yılları arasına tarihlendiği ortaya çıktı. Dalın altında bulunan yüzüğün bu nedenle 9. yüzyıl ile 11. yüzyıl arasında üretildiği kesinlik kazandı. Uzmanlar, yüzüğün nispeten küçük boyutlarından yola çıkarak, büyük olasılıkla bir kadına ait olduğunu düşünüyor. Ayrıca, yüzüğün bulunduğu alanın, 13. yüzyılda İskandinav kralları tarafından kullanılan Tunsberghus Kraliyet Kalesi'nin çok yakınında olması, bu değerli eserin bir kraliyet ailesi mensubu prensese veya dönemin varlıklı burjuva sınıfından üst düzey bir kadına ait olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.