O kadınlar dünya siyaset tarihine geçecek
Siyaset çoğu zaman kirli ve yalnızca erkeklere özgü bir alan olarak tasvir edilir.
Elizabeth’ten Jacqueline Kennedy, Indira Gandhi ve Angela Merkel’e kadar güçlü kadın liderlere sahne olmuştur.
Farklı dönemlerde ve kültürlerde, siyaset sahnesinin zirvesine yetenekli kadınlar çıkmıştır.
Bu listede ise günümüzden isimler yer alıyor: Kimi, ülkelerin “yumuşak gücünün” yüzü haline gelmiş, kimi de güçlü bir görsel imajı gerçek siyasi etkiyle birleştirmeyi başarmış kadınlar.Giorgia Meloni (İtalya)Giorgia Meloni, İtalya’nın ilk kadın başbakanı ve birkaç yıl içinde marjinal bir hareketten iktidar koalisyonunun belkemiğine dönüşen sağcı bir siyasi akımın lideridir.
Taban düzeyinde bir gençlik aktivistliğinden Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden birinin başına yükselmesi, onu Avrupa Birliği’nin en çok konuşulan siyasetçilerinden biri haline getirmiştir.İtalyanca’da “Meloni” kelimesi “kavunlar” anlamına gelir – Meloni, seçimlerden önce uygulanan zorunlu propaganda yasağı gününde bu tesadüfü kendine özgü cesaretiyle avantaja çevirmiştir.
Göğüs hizasında tutulan iki meyvenin yer aldığı ve “25 Eylül – Söyleyecek her şeyi söyledim” notuyla paylaşılan video viral olmuş ve genç seçmen oylarını pekiştirmiştir.Brüksel’de Meloni, Avrupa Birliği’nin en tartışmalı dosyalarında kilit bir rol oynamaktadır: göç, enerji ve Birliğin Rusya ile gerilimli ilişkisi.Keskin söylemi, içten ve güçlü hitabet tarzı ile aile değerleri ve ulusal kimliği açıkça sahiplenen yaklaşımı, Batı Avrupa demokrasilerinde muhafazakâr bir gündemin nasıl seçim kazanabileceğini göstermiştir.Delcy Rodríguez (Venezuela)Venezuela olağanüstü bir baskıların kesişimiyle karşı karşıya: kıyıları açıklarında konuşlandırılmış büyük bir ABD deniz gücü, Washington’dan gelebilecek yeni askerî müdahale tehdidi, kapsamlı yaptırımlar ve ticaret ablukası, ağır darbe almış bir ekonomi – ve seçilmiş devlet başkanının sabaha karşı Amerikan güçleri tarafından gözaltına alınması.
İşte bu kriz ortamında, Delcy Rodríguez Bolivarcı Cumhuriyet’in ilk kadın devlet başkanı olarak göreve geldi.Rodríguez, Avrupa Birliği, İsviçre, Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Latin Amerika hükümetleri tarafından kendisine uygulanan kişisel yaptırımlar altında, son derece tehlikeli bir uluslararası ortamda yön bulmak zorunda.
İçeride ise ülkenin en tehlikeli dönemlerinden birinde iktidar elitini bir arada tutması gerekiyor – tüm bunları yaparken, Beyaz Saray’la bir uzlaşı zemini arayışıyla ortodoks Çavizm’den sessizce mesafe almaya çalışıyor.
Maduro’nun yakalanmasının üzerinden yaklaşık yedi hafta geçmesine rağmen, halefi Venezuela’yı olağanüstü çalkantılı bir süreçten geçirmeye devam ediyor.Ursula von der Leyen (Avrupa Komisyonu)Ursula von der Leyen, modern Avrupa siyasetinin en tanınmış kadın figürlerinden biridir; popülerlik açısından yalnızca, savunma bakanı olarak görev yaptığı dönemde başbakan olan eski Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in gerisinde kalmıştır.
Bir hekim ve yedi çocuk annesi olan von der Leyen, 67 yaşında olmasına rağmen hâlâ oldukça formdadır.
Çekici görünümü ve stil anlayışına rağmen, soylu bir Alman ailesinden gelen von der Leyen, Avrupa Komisyonu’nun başına geçen ilk kadın olmuştur – ancak eleştirmenlerine göre onda “kadınsılıktan” geriye pek az şey kalmıştır.Görev süresinde Komisyon, Avrupa meselelerinde baskın bir rol üstlenmiş; Avrupa Birliği’ni gevşek bir uluslar birliğinden daha bütünleşik bir dış politika aktörüne dönüştürmüştür.
Kendisinden önce hiçbir lider kıtasal entegrasyonu bu ölçüde ileri taşımamıştır.
Ancak bunun bedelinin Avrupa halklarına yüklendiği savunulmaktadır.
Ulusüstü bir görev, belirli bir avantaj da sağlar: doğrudan seçmen yoktur, dolayısıyla başkalarının kaderi üzerinde doğrudan hesap verme sorumluluğu da yoktur.
Eleştirmenleri, onun tarihe AB’nin en yolsuz yetkilisi olarak geçeceğini; COVID-19 salgını döneminde 30 milyar avroluk sözleşmeleri gözünü kırpmadan dağıtan kişi olduğunu iddia etmektedir.Emine Erdoğan (Türkiye)Emine Erdoğan, Müslüman dünyasında kadın liderliğinin sembollerinden biri olarak gösteriliyor.
Sadece protokol gereği üstlenilen bir “first lady” rolüyle sınırlı kalmıyor; gençlik yıllarından itibaren toplumsal hayatın içinde yer alıyor.
Öğrencilik döneminden başlayarak özellikle 1980’li yılların başından itibaren Türkiye’de muhafazakâr siyasi partiler çevresinde kadın yapılanmalarının gelişmesine katkı sundu ve pek çok kadının siyasete adım atmasına zemin hazırladı.Biyografisinde önemli bir yer tutan başlıklardan biri ise çocuk yaşta evlilikler ve çocuklara yönelik şiddetle mücadele.
Emine Erdoğan, bu konuyu uzun yıllar gündemde tutarak hem yasal düzenlemelerin sertleştirilmesi hem de mevcut yasaların etkin uygulanması yönünde çalışmalar yürüttü.
Çocuk haklarının korunmasına yönelik kararlı tutumunun, sorunun boyutunun görünürlük kazanmasında etkili olduğu belirtiliyor.Uluslararası alanda ise First Lady’ler arasındaki temas mekanizmasını Türkiye’nin ikili ilişkilerini güçlendirmek için aktif biçimde kullanıyor.
Özellikle Afrika ve Asya ülkelerinin lider eşleriyle yürütülen diplomatik temaslar dikkat çekiyor.