Yediklerimiz genlerimizi nasıl etkiliyor?
Epigenetik adı verilen bilim dalına göre genetik kodumuz çevresel faktörlerle değişebilir.
Özellikle beslenme tarzımız genlerimizi şekillendirerek sağlıklı olmamıza ya da hastalıklara yakalanmamıza yol açabilir. “Genlerimiz kaderimizdir” inancı, son yıllarda bilimsel keşifler ışığında ciddi şekilde sorgulanıyor.Epigenetik adı verilen devrim niteliğindeki bilim dalı, genetik yapımız sabit olsa da, yaşam tarzımızla, çevresel etkenlerle ve özellikle beslenme tercihlerimizle genlerimizin şekillenebileceğini gösteriyor. ‘’Artık biliyoruz ki, aynı genetik yapıya sahip iki kişi, farklı yaşam tarzları ve beslenme alışkanlıkları nedeniyle tamamen farklı sağlık sonuçları yaşayabilir.Yani, genlerinizin davranışını doğru yönetirseniz sağlıklı bir yaşam sürebilirsiniz’’ diyen Diyetisyen Semahat Burcu Sel, epigenetik beslenmeyle ilgili merak edilen noktalara değindi: Semahat Burcu Sel EPİGENETİK NEDİR?
Yaşam tarzımızın ve çevresel faktörlerin genlerimiz üzerinde etki gösterebilmesine epigenetik deniyor.
Doğuştan sahip olduğumuz, kalıtsal olarak ailemizden geçen DNA’ımız, içerisinde birçok bilgiyi ve potansiyeli barındırıyor.
Bu bilgilerin bazıları potansiyel olarak hangi hastalıkları geçirebileceğimizi de içeriyor.Epigenetik işte bu noktada devreye giriyor.
Sahip olduğumuz bazı genetik yatkınlıkların -örneğin ailede diyabet geçmişi- bizim de başımıza gelip gelmeyeceğini epigenetik yani o genin kendini nasıl göstereceği etkiliyor.Günümüzde epigenetik çalışmaları da gen gösterimimizin beslenme, hareket, uyku, stres, toksin gibi çevresel faktörlere maruziyet altında değişebildiğini gösteriyor.
Epigenetiğimizi etkileyen yaşam tarzı seçimleri arasında beslenme ise önemli bir rol oynuyor.
İyi beslenmenin gücü Sağlıklı beslenme yani doğru gıdaları tüketmek, genleri koruyor; epigenetik değişikliğe bağlı oluşan diyabet, kanser gibi hastalıkların riskini azaltıyor.
Nörolojik ve kardiyovasküler sağlığı desteklerken yaşlanma karşıtı etkiler de gösteriyor.
HURMA Fisetin, meyve ve sebzelerde bulunan güçlü bir flavonoid (bitkisel antioksidan) bileşiktir.
Özellikle son yıllarda “senolitik” (yaşlanan hücreleri ortadan kaldıran) etkileriyle öne çıkmıştır.
Bu özelliğiyle yaşlanmayı geciktirme, beyin sağlığını koruma ve hücre yenilenmesini destekleme açısından araştırılmaktadır.
Çilek, yaban mersini, kırmızı-mor üzüm, şeftali, hurma, mango vb. besinlerde bulunur.
KIRMIZI ET VE BAKLAGİL Çinko vücudumuzun düzgün çalışması için gereken temel minerallerden biridir.
Bağışıklık sistemi, hücre onarımı, büyüme, yara iyileşmesi ve hormon dengesi gibi birçok hayati işlevde rol oynar.
Sığır eti, kuzu eti, deniz ürünleri (özellikle istiridye), tavuk/hindi eti, yumurta sarısı, kabak çekirdeği, badem, ceviz, mercimek, nohut çinko içeren besinlerdir.
Kötü beslenmenin sonuçları Bedenimizi en küçük yapı taşından; genlerimizden etkileyebilen gıdalar, hastalıklardan uzak, sağlıklı ve uzun bir ömür sürmemize yardım edebildiği gibi hastalıklara yakalanma riskimizi de artırabiliyor.Beslenme şeklimizin vücut üzerindeki bu gücü epigenetik bilimiyle açıklanıyor.
Kötü beslenme sonucu kimyasal ve metabolik nedenli mutasyonlar ve modifikasyonlar genleri değiştirebiliyor.Bunun sonucunda obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kanser gelişebiliyor.
YAĞLI BALIKLAR Omega 3 yağ asitleri (EPA-DHA-ALA) anti-inflamatuar genleri aktive edebilir.
Vücudun kendisi üretemediği için mutlaka dışarıdan alınması gereken çoklu doymamış yağ asitleridir.