Altın ve Gümüş Yatırımları ABD Enflasyon Verileriyle Şekillendi
Emtia piyasalarında bu hafta yaşanan fiyat hareketliliği, küresel ekonominin iki önemli dinamiği olan Amerika Birleşik Devletleri'nin enflasyon verileri ve jeopolitik gelişmeler ekseninde şekillendi. Özellikle ABD'de açıklanan tüketici ve üretici fiyat endekslerindeki beklenmedik yükselişler, yatırımcıların portföy kararlarında belirleyici rol oynadı. Bu durum, özellikle güvenli liman olarak görülen altın ve gümüş gibi değerli metaller üzerinde önemli etkilere yol açtı. Küresel piyasaların yakından takip ettiği bu veriler, aynı zamanda ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası adımlarına dair beklentileri de yeniden şekillendirdi.
ABD'de nisan ayına ait tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verileri, piyasaların beklentilerini aşarak yıllık bazda yüzde 3,8'lik bir artış kaydetti. Bu oran, Mayıs 2023'ten bu yana kaydedilen en güçlü yükseliş olarak kayıtlara geçti. Enflasyondaki bu ivmelenmede, enerji kalemlerindeki fiyat artışlarının büyük payı olduğu gözlemlendi. Enerji fiyatlarındaki yükselişin, TÜFE'deki toplam artışın yüzde 40'ından fazlasını oluşturduğu belirtildi. Ayrıca, gıda fiyatlarındaki yukarı yönlü baskının da güçlenmesi, genel enflasyonist eğilimi destekledi. Benzer şekilde, üretici fiyat endeksi (ÜFE) de enflasyonist baskıların maliyet tarafında da hissedildiğini gösterdi. Nisan ayında ÜFE, aylık yüzde 1,4'lük artışla Mart 2022'den bu yana en sert yükselişini gerçekleştirirken, yıllık bazda yüzde 6'lık bir artışla Aralık 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Bu makroekonomik göstergeler, enflasyonla mücadele konusunda merkez bankaları için yeni zorluklar ortaya koydu.
Makroekonomik gelişmelerin yanı sıra, ABD'nin para politikasına yönelik belirsizlikler de emtia piyasalarındaki fiyatlamaları etkiledi. ABD Senatosu'nun Kevin Warsh'ı Merkez Bankası Başkanlığı'na onaylaması, Fed'in gelecekteki para politikası adımları hakkında soru işaretleri yarattı. Analistler, Warsh'ın göreve başlamasıyla birlikte Fed'in iletişim stratejisi, bilanço yönetimi ve faiz politikası beklentilerinde değişiklikler olabileceğini öngörüyor. Yüksek gelen enflasyon verileri, piyasalarda faiz indirimlerinin erteleneceği beklentisini güçlendirirken, bu durum faiz geliri sağlamayan varlıkların cazibesini azalttı. Özellikle altın gibi değerli metaller, faiz oranlarındaki olası bir artış veya sabit kalma beklentisiyle satış baskısı altına girdi. Gümüş, hem değerli metal hem de endüstriyel bir metal olması nedeniyle bu satış baskısından daha fazla etkilendi. Dolar endeksindeki güçlenme eğilimi ve sanayi talebine ilişkin olası zayıflama beklentileri de gümüş fiyatlarını aşağı çekti. Bu gelişmeler sonucunda, değerli metaller haftayı genel olarak düşüşle tamamladı; gümüşte yüzde 5,5, paladyumda yüzde 5,2, altında ve platinde ise yüzde 3,8 oranında değer kaybı yaşandı.
Diğer yandan, küresel enerji ve tarım ürünleri piyasaları, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ziyareti ve bu kapsamda gerçekleştirilen üst düzey temaslardan etkilendi. Trump'ın Pekin'e yaptığı ziyaret ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği zirve, enerji ve tarım emtialarının fiyatlandırmasında belirleyici oldu. Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada, iki ülkenin Hürmüz Boğazı'nın enerji akışını destekleyecek şekilde açık tutulması konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu açıklama, petrol ve doğal gaz fiyatlarında geçici bir geri çekilmeye neden olsa da, somut bir uygulama mekanizmasının olmaması ve ABD-İran arasındaki müzakerelerdeki tıkanıklığın devam etmesi, Brent petrol üzerindeki jeopolitik risk priminin yüksek kalmasına yol açtı. Trump'ın, Çin'in ABD'den soya fasulyesi, enerji ve uçak alımlarını artırma yönündeki taahhüdüne ilişkin açıklamaları da piyasalar tarafından dikkatle izlendi. Tarım emtialarında genel olarak karışık bir seyir gözlemlenirken, ABD ve Çin arasındaki tarımsal ticaretin geliştirilmesine yönelik olumlu sinyaller piyasalarda iyimserlik yarattı. Ancak, Çin'in soya fasulyesi ihtiyacının büyük bir kısmını Brezilya'dan karşılamaya devam etmesi, bu iyimserliğin kalıcı etkisinin sınırlı kalabileceği yorumlarına neden oldu. Bu gelişmeler doğrultusunda, buğday ve pirinç gibi bazı tarım ürünlerinde artışlar görülürken, mısır ve soya fasulyesi gibi ürünlerde düşüşler yaşandı.
Baz metaller piyasasında ise, jeopolitik arz riskleri ile Çin'in talebine ilişkin beklentiler arasındaki denge, fiyatlarda karışık bir seyir izlenmesine neden oldu. Hafta boyunca Hürmüz Boğazı'na ilişkin yaşanan belirsizlikler, bölgedeki lojistik akışları ve arz güvenliği konusundaki endişeler, baz metaller için fiyat destekleyici unsurlar olarak öne çıktı. Özellikle alüminyumda, Körfez Bölgesi'ndeki üretim kapasitesine yönelik riskler ve bazı tesislerde üretimin normale dönmesinin zaman alacağı beklentisi fiyatları yukarı çekti. Bakır fiyatları da hafta içinde Hürmüz kaynaklı sülfürik asit ve sülfür arzındaki daralmaya ilişkin endişelerle destek buldu. Ancak, ABD'de açıklanan ve beklentilerin üzerinde gelen enflasyon verileri, Fed'in faiz indirim beklentilerini zayıflatarak haftanın son bölümünde sanayi metalleri üzerinde bir miktar baskı oluşturdu. Bu faktörlerin etkileşimiyle, çinko, alüminyum, kurşun ve bakır gibi baz metallerde sınırlı artışlar kaydedilirken, nikelde hafif bir düşüş gözlemlendi. Enerji emtialarında ise, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve ABD-İran arasındaki ateşkes sürecindeki tıkanıklık, küresel arz endişelerini artırarak fiyatların yükselmesine neden oldu. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) küresel petrol arzına ilişkin yaptığı uyarılar da bu yükselişi destekledi. Doğal gaz piyasasında ise, depolama verileri ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracat tesislerindeki bakım süreçleri etkili olurken, Hürmüz Boğazı'ndaki jeopolitik gerilim küresel LNG arzında sıkışıklık yarattı. Bu gelişmeler sonucunda, hem petrol hem de doğal gaz fiyatlarında haftalık bazda önemli artışlar yaşandı.