Citi Bankası'ndan Faiz ve Kur Politikası Hakkında Kritik Değerlendirme
Uluslararası finans devi Citi Bankası'nın ekonomistleri, Türkiye ekonomisine ilişkin son değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan analizler, Merkez Bankası'nın politika faizine yönelik piyasa beklentilerini ve mevcut para politikası duruşunu mercek altına aldı. Citi'nin önde gelen ekonomistlerinden İlker Domaç'ın da katkılarıyla hazırlanan raporda, yıl sonu politika faizinin piyasaların genel beklentisi olan yüzde 32 seviyesinin üzerinde, 34,50 düzeyinde sabit tutulacağı öngörülüyor. Bu öngörü, mevcut ekonomik koşullar ve enflasyonist baskıların devam edeceği beklentisine dayanıyor.
Raporda ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın haziran ayı itibarıyla politika faizini mevcut seviyesinde sabit tutacağı öngörülüyor. Bu kararın temel nedenleri arasında, devam eden enflasyonist baskılar ve döviz kuru üzerindeki dalgalanmalar gösteriliyor. Merkez Bankası'nın, enflasyonla mücadele kapsamında açıkladığı ilk enflasyon raporunda, yılın ikinci yarısı için enflasyon ara hedeflerini yukarı yönlü revize etmesi, Citi ekonomistlerinin de faiz indirimleri için alanın daraldığına dair görüşlerini pekiştirdi. Bu durum, para politikasının enflasyonla mücadeledeki önceliğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Citi Bankası ekonomistleri, Merkez Bankası'nın politika faizini sabit tutma kararının yanı sıra, örtülü sıkılaşma adımlarına da dikkat çekti. İlker Domaç, Merkez Bankası'nın likidite yönetimi çerçevesinde bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vermesinin, fiili olarak yaklaşık 300 baz puanlık bir parasal sıkılaşmaya işaret ettiğini belirtti. Bu tür gayri resmi veya dolaylı sıkılaşma tedbirlerinin geri alınabilir nitelikte olduğunu vurgulayan Domaç, ancak bu adımların döviz kurundaki değer kaybı hızıyla uyumlu hale getirilmediği sürece beklenen etkinin sınırlı kalacağını ifade etti. Bu durum, para politikasının etkinliği açısından kur istikrarının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Analizler, Türk mallarının uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün azalmasına da işaret ediyor. Kurdaki değer kaybının, enflasyondaki artış hızından daha yavaş ilerlemesi, yerli ürünlerin küresel ölçekte daha pahalı hale gelmesine neden oluyor. İlker Domaç'a göre, piyasalarda güven kaybına yol açmadan döviz kurundaki değer kaybı hızını makul bir seviyede tutmanın en inandırıcı yolu, bu durumu yeni bir faiz artırımıyla desteklemekten geçiyor. Bu öneri, para politikasının hem enflasyonla mücadeledeki rolünü hem de döviz kuru istikrarını sağlama potansiyelini vurguluyor.