Küresel Piyasalar Savaş ve Faiz İkilemiyle Dalgalanıyor: Petrol Tırmanıyor, Borsalar Düşüyor
Ekonomi

Küresel Piyasalar Savaş ve Faiz İkilemiyle Dalgalanıyor: Petrol Tırmanıyor, Borsalar Düşüyor

4

Orta Doğu'daki kırılgan ateşkes durumu ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı çevresindeki belirsizlikler, küresel finans piyasalarında gerilimi yeniden tırmandırıyor. Bu jeopolitik riskler, petrol fiyatlarında gözle görülür bir artışa neden olarak enflasyonist endişeleri körüklüyor. Eş zamanlı olarak, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımına gidebileceği yönündeki beklentiler, tahvil faizlerini rekor seviyelere taşırken, dünya borsalarında hissedilir bir satış baskısı oluşmasına yol açıyor.

Haftaya başlarken küresel piyasalar, Orta Doğu'daki tansiyonun yeniden yükselebileceği ihtimali ve Hürmüz Boğazı'ndan güvenli tanker geçişini sağlayacak kalıcı bir anlaşmanın henüz sağlanamaması nedeniyle temkinli bir seyir izliyor. ABD ile İran arasındaki gerilimlerin somut bir barış anlaşmasına dönüşmemesi, piyasaların jeopolitik risk primini fiyatlamaya devam etmesine neden oluyor. Bölgede 8 Nisan'da ilan edilen ateşkesin ardından yapılan müzakerelerden henüz olumlu bir sonuç çıkmaması ve taraflardan gelen artan tehditkar söylemler, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Bölgede her an tansiyonun yeniden alevlenebileceği olasılığı, piyasa aktörlerinin kararlarını zorlaştırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik sert uyarıları dikkat çekiyor. Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda 'derhal ve hızlıca harekete geçmesi' gerektiğini vurgulayarak, aksi takdirde 'geriye hiçbir şey kalmayacağını' ifade etti. Bu açıklamalar, bölgedeki risk algısını daha da artırırken, Hürmüz Boğazı'ndan yapılan petrol sevkiyatlarının aksaması ve artan sigorta maliyetleri, küresel enerji arzına ilişkin endişelerin sürmesine neden oluyor. Bu durum, petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü ivmeyi beslemeye devam ediyor. Artan petrol fiyatlarının küresel ekonomiye olumsuz yansımaları, enflasyon verilerinde açıkça görülüyor. Bu fiyat baskısı, merkez bankalarının para politikası duruşlarını daha sıkı hale getirmesine neden oluyor.

ABD'de açıklanan son ekonomik veriler, özellikle üretici fiyatlarındaki sert yükseliş, Fed'in de diğer merkez bankalarının izlediği sıkılaşma politikasına dahil olabileceği beklentilerini güçlendirdi. Savaş öncesinde piyasalar, Fed'in yıl içinde iki faiz indirimi yapmasını beklerken, mevcut belirsizlikler bu beklentileri tamamen tersine çevirdi. Piyasa analizleri, Fed'in Aralık ayındaki toplantısında 25 baz puanlık bir faiz artırımına gitme olasılığının yüzde 70'lere ulaştığını gösteriyor. Bu durum, tahvil piyasalarında önemli bir satış baskısı yaratıyor. Enflasyonun bir süre daha yüksek seyredeceği endişesi ve Fed'in faiz artırım ihtimalinin yükselmesi, ABD'nin 5 ve 10 yıllık tahvil faizlerini son 16 ayın, 20 ve 30 yıllık tahvil getirilerini ise son 3 yılın zirvesine taşıdı. Cuma günü %4,59 seviyesinde kapanan ABD 10 yıllık tahvil faizi, yeni haftaya %4,63 seviyesinden başladı. Analistler, uzun vadeli tahvil getirilerindeki artışın, piyasaların yapısal olarak daha yüksek enflasyon ve faiz ortamına adapte olmaya başladığının bir göstergesi olduğunu belirtiyor.

Bu jeopolitik ve ekonomik gelişmelerin yanı sıra, Beyaz Saray'dan ABD Başkanı Trump'ın Çin ziyaretinde varılan ekonomik anlaşmanın detayları paylaşıldı. Çin, nadir toprak elementleri ve kritik mineraller tedarik zincirindeki ABD'nin endişelerini giderme taahhüdünde bulundu. Ayrıca, nadir toprak üretimi ve işleme ekipmanları ile teknolojilerinin satışına yönelik kısıtlamalar konusundaki ABD'nin endişeleri de ele alınacak. Anlaşma kapsamında Çin, Amerikan havayolu şirketleri adına 200 adet Boeing uçağı alımını onayladı. Tarım ürünleri tarafında ise Çin, mevcut soya fasulyesi alım taahhütlerine ek olarak, 2026, 2027 ve 2028 yıllarında ABD'den her yıl en az 17 milyar dolarlık tarım ürünü alımı yapacak.

Orta Doğu'daki gerilimlerin tetiklediği zincirleme etkilerle Cuma günü ons altının fiyatı %2,4 düşüşle 2.400 dolar seviyelerine gerilemişti. Yeni işlem gününde ise %0,1'lik bir yükselişle 2.405 dolardan alıcı buluyor. Fed'e yönelik beklentilerin 'şahinleşmesiyle' Cuma günü 99,3 seviyesine çıkan dolar endeksi, yeni günde yatay bir seyir izliyor. Brent petrolün varil fiyatı ise Orta Doğu'daki riskler nedeniyle haftaya %1,7 artışla 87 dolar seviyesinden başladı. ABD'de endeks vadeli kontratları haftaya negatif bir başlangıç yaptı. Bu hafta yatırımcıların odağında, Orta Doğu gelişmelerinin yanı sıra teknoloji devlerinden Nvidia'nın bilançosu ve Fed'in faiz kararlarına ışık tutacak toplantı tutanakları yer alacak.

Avrupa'da ise gündem, Orta Doğu'daki gerilimlerin enerji maliyetlerini yüksek tutması ve İngiltere'deki siyasi belirsizliklerin artmasıyla şekilleniyor. Yüksek enerji maliyetleri, Avrupa'daki enflasyonist baskıları artırırken, piyasalar Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) yıl sonuna kadar üç faiz artırımı yapabileceği beklentisini koruyor. Bu hafta açıklanacak Avro Bölgesi ve İngiltere enflasyon verileri, bu risklerin seyrini belirlemede kritik rol oynayacak. İngiltere'deki enflasyon verilerinde yaşanabilecek bir hızlanma, ülke tahvil piyasasında satış baskısını artırabilir. Öte yandan, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın, ABD, Çin ve Rusya'nın AB'yi dağıtmak istediği yönündeki açıklamaları, kıtanın jeopolitik konumuna dair tartışmaları alevlendirdi. Avrupa'da endeks vadeli kontratları haftaya negatif başladı.

Asya borsalarında, Güney Kore piyasası dışında genel olarak negatif bir seyir gözlemlendi. Çin'de açıklanan sanayi üretimi ve tüketici harcamalarına ilişkin veriler beklentilerin altında kaldı. Nisan ayında sanayi üretimi yıllık bazda %4,1 artış gösterse de, bu oran beklentilerin altında kaldı ve bir önceki aya göre yavaşlama eğilimi sergiledi. Perakende satışlardaki artış ise %0,2 ile tahminlerin oldukça altında kaldı. Bu zayıf veriler, bölgedeki ekonomik aktiviteye dair endişeleri artırdı. Güney Kore piyasası ise yapay zeka temalı çip talebindeki güçlü beklentiler sayesinde bölgede pozitif bir ayrışma gösterdi. Japonya'da dolar/yen paritesindeki yükseliş eğilimi devam ederek 159,07 seviyesine ulaştı. Bu durum, Japonya'da enflasyon endişelerini körüklerken, tahvil faizlerinde de yukarı yönlü bir baskı oluşturdu. Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi %2,74'e çıkarak 1995 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Bu gelişmeler sonucunda, kapanışa doğru Japonya'da Nikkei 225 endeksi %0,7, Hong Kong'da Hang Seng endeksi %1,4 ve Çin'de Şanghay bileşik endeksi %0,2 düşüş kaydederken, Güney Kore'de Kospi endeksi %0,3 yükseldi.

Yurt içinde Cuma günü satış ağırlıklı bir kapanış yapan Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü %1,89'luk bir değer kaybıyla 14.367,60 puandan tamamladı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı Haziran vadeli kontratı ise Cuma akşam seansında normal seans kapanışına göre %0,32 geriledi. Dolar/TL kuru Cuma gününü 45,4950 seviyesinden tamamlarken, bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın %0,2 üzerinde 45,5770'ten işlem görüyor. Yarın, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle Borsa İstanbul kapalı olacak. Analistler, bugün yurt içinde tüketici güven endeksi ve işsizlik oranının açıklanacağını, yurt dışı veri gündeminin ise sakin olduğunu belirtiyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.500 ve 14.400 puan seviyelerinin destek, 14.700 ve 14.800 puan seviyelerinin ise direnç olarak takip edileceğini ekliyorlar. Piyasalarda bugün takip edilecek önemli veriler şunlardır: Türkiye'den Mayıs ayı tüketici güven endeksi (saat 10:00) ve Nisan ayı işsizlik oranı (saat 10:00).

Paylaş

İlgili Haberler